Herşey, muhteşem tarihsel varlığıyla İstanbul’a gülümseyen 4.Vakıf Han’ı büyüleyici bir otele dönüştürme rüyasıyla başladı. Bu hayalimizin peşinden koşup bu tarihi mekanda nefes almayı, çok özel misafirlerimizin Türk misafirperliğiyle tanıştığı, tadına doyulmaz bir yaşam biçimine çevirdik.
Misafirlerimize bu deneyimi mükemmel bir şekilde yaşatmak için durmadan çalışmaya devam edeceğiz.
I. Abdülhamid Külliyesi’nin yerine yapılan 4.Vakıf Han, Milli Mimarlık akımının baş temsilcisi Mimar Kemalettin Bey’in önde gelen eserlerindendir. Osmanlı İmparatorluğu’nun son demlerinde modern hayata uygun iş hanlarına yoğun ihtiyaçlarını karşılamak için inşa edilmiştir. 1911’den 1926’ya kadar yapımı süren bu bina, benzerleri arasında en güzel ve en ihtişamlı olanıdır. Savaş nedeniyle yarım kalmış, İstanbul’un işgali sırasında dışı tamamlanmış, ancak içi eksik haldeyken Fransızlar tarafından “Caserne Victor “adıyla karargah olarak kullanılmıştır. 4.Vakıf Han’ın Hamidiye Caddesi’ne bakan giriş cephesi 78,70 metre genişliğinde, 27,21 metre yüksekliğindedir. Batı yönünde komşu binalara kısmen bitişik olarak inşa edilen binanın en geniş yerde derinliği 32,43 metredir. İç avlu 35,32 metre uzunluğunda, 5,20 metre genişliğindedir. Avlu 1.Kat üzerinden giden bir silme mermer kat ile iki bölüme ayrılmıştır. Bu silme hizasında metal konstrüksiyonlu bir camekan ile örtülen alt bölüm, mermer kaplamaları, ahşap doğramaları, özenli işçiliği ile dış cepheye yakın bir zenginliktedir. Dış cepheler batı, güney ve doğu yönlerinde kesme taş ve mermer kaplama olarak tasarlanmış; kuzeyde ise daha sade tasarlanan cephe, tuğla duvar üzerine sıvalı olarak bırakılmıştır. Çatı kaplaması Marsilya kiremidindendir. Hanın mimari yapısı, çelik iskelet sisteminde ele alınmış olup, bodrumla birlikte 7 katlıdır.
Yan yüzleri kesme taş, bölme duvarları ve arka yüz tuğla örülüdür. Çatının üzeri asbet levhalarla kaplıdır. Zemin katta simetrik olarak yerleştirilen iki giriş, “U” biçimli bir pasajın iki ucuna açılır. Bu pasajın dirseklerinde yer alan merdiven ve asansörler üst katlara bağlantılıdır. Çatını köşelerinde düz inşa edilen kubbeli iki oda, bu bölümlerin kule görünümü kazanmasını sağlamıştır. Mimaride kemer köşeleri ve kilitli taşlarındaki güçleler; çubali konsollarındaki mukarnas, madalyon ve Rumi motifleri; birinci kat pencerelerine geçilen Türk üçgenleri; üçüncü kat pencerelerine geçilen mukarnaslı silmeler; dördüncü kat kemer köşelerinde mavi-beyaz çiniler; en üst kat pencere kemerleri aralarında baklava dilimli baş olan mermer sütunlar ve kubbe eteklerindeki mukarnaslı, palmetli kornişler uslubün bezeme anlayışını yansıtır. 4.Vakıf Han; içerisindeki yüksek tavanlı odaları, binada uzun yürüyüşlere çıkabilecek koridorları, kesme taşlarla süslü sütunları, taş oyma balkonları, duvar süsleri, merdiven sahanlığı ve demirleri ve estetik pencereleri ile mimari bir şaheserdir. 4.Vakıf Han’ın üst katlarından ise Haliç’in Boğaz’a açılan bölümü, Beyazıt Kulesi ve Camii siluetleri izlemeye doyulmaz bir görsel şölen sunmaktadır. Kubbeli kuleleri; hem Sirkeci’nin dar sokaklarında, hem de dönemin İstanbul’nun değişen kentsel siluetinde önemli görsel güzellik oluşturmuştur.
Legacy Ottoman Hotel, Sirkeci’nin simgesi konumunda olan 4. Vakıf Han binasının bölgedeki tek 5 yıldızlı otel olma özelliğine sahip olup; İstanbul’un Avrupa yakasının Eski Şehir (Old City) denilen tarihi yarımadasında, Sirkeci ile Eminönü arasında bulunmaktadır. Havaalanına yaklaşık 20 dakika uzaklıktadır.
Legacy Ottoman Hotel’e yürüme mesafesinde olan Sirkeci’ye gelirken Muradiye Sebili’ni; Cağaloğlu’ndan yukarı doğru ilerlerken restore edilmiş tarihi hamamı; otelin hemen karşısında 16. yüzyıldan kalma Hoca Paşa Camii’ni; caddenin yukarısındaki dükkanlar sırasında buunan avlularda 19. yüzyıldan kalma Cenevizlilere ait taş ve duvar kalıntılarını görebilirsiniz.
Yine Gülhane’de Bab-ı Âli’ye ait taş işçiliğiyle nefes kesen bir sebil, Gülhane kapısının karşı köşesinde 19. yüzyıldan kalma Soğukçeşme Askeri Rüşdiyesi, caddenin ilerinde ise 18. yüzyıldan kalma Hacı Beşir Külliyesi bulunmaktadır. Beşir Ağa Külliyesi’nin yan tarafında Fatih Sultan Mehmet’in Sadrazamı Mahmut Paşa döneminden kalma ünlü Şengül Hamamı, hamamın ilerisinde Alay Köşkü ve Ayios Therapon Ayazması bulunmaktadır.
Sultanahmet’te 1.Ahmed’in yaptırdığı 1609‘da yapımına başlanan Sultanahmet Camii (Mavi Camii); medrese darühkurra, Sıbyan mektebi, türbe, dükkanlar, hamam, darüşşifa, imaret, ve üç sebilden oluşan külliyeden oluşmaktadır. Ayasofya Müzesi, Topkapı Sarayı, Sepetçiler Kasrı, Kapalı Çarşı, Mısır Çarşısı gibi tarihi zenginlikleri göreceğiniz ve alışveriş yapacağınız muhteşem yerler Legacy Ottoman Hotel’e yürüyüş mesafesindedir.
Yine bu bölgeden taksi ile 5 dakikalık mesafede kültür, sanat, eğlence ve alışveriş merkezi olan Taksim’e kolaylıkla ulaşabilir; Eminönü’nden bineceğiniz bir vapur veya gezi teknesi ile Boğaz’ın tüm güzelliklerini keşfedebilir, kısa ama unutulmaz bir yolculuk yapabilirsiniz.
Şehrin merkezinde sizlere, eşsiz deniz manzarası ve tarihi görüntüler sunan bu muhteşem mekan, tadını çıkarmanız için sizi bekliyor. |